




I. MEVLÂNA KONGRESİNİ AÇIŞ KONUŞMASI
Kemâl KATITAŞ
700 yıldan beri Mevlâna Celaleddin-i Rûmi, Türk –Islam kültürünü ve insan sevgisini bir gün ışığı gibi tüm cihana yaymış bir feylesoftur. Zaten Konya'mız, Türk-Islâm medeniyetinin beşiği olarak asırlarca medeniyetin feyizli nurlarını dünya milletlerine ikrâm
Hz. Mevlâna'nın “GEL” çağrısını birçokları yanlış telakki ederek, değerlendirmektedirler. “Ne olursan ol, yine gel” sözleri, gerçek anlamda Kur'ân-ı Kerim'den mülhemdir. Yoksa bazılarının dediği gibi, “Ne olursan ol farketmez, çünki birbirinizden farkınız yoktur. İnanan'da inanmayan da eşitttir” anlamında söylenmemiştir. Ancak “Ne olursan ol gel, dergahımızda kötülüklerden arın. Kur'ân-ı Kerîm'in çizdiği yola gir ve öyle git” demek istemiştir. Zira O, “Benim en büyük mürşidim Kur'an-ı Kerimdir. Ben Hz. Muhammedin ayağının tozuyum.” demek suretiyle, inanç kaynağını en açık şekilde ortaya koymuştur. Hani dinimizde de Yüce ALLAH (C.C.) “Tevbe et, tevbeni bozsan dahi benden ümidini kesme. Ne kadar günah işlersen işle, ama benim affedici olduğumu unutmayarak en sonunda hulûs-i kalple tevbe edersen ben seni affederim.” Sözleriyle, Hz. Mevlâna'nın ifadeleri aynı anlamı vermiyor mu?
Hz. Mevlâna'da gönül dostluğu ve insan sevgisi her şeyin üzerindedir. Bu sevgi bilâhare Hz. Mevlâna ile tanışan Yunus Emre'nin “Yaratılanı severim, yaratandan ötürü” sözüyle de te'yid edilmiş bulunmaktadır. İnsanı, insan olduğu için sevdiğini defalarca söylemiştir. Zaten yaratıkların içerisinde en mükemmeli de insandır. Hz. Mevlâna'nın Konya'daki faaliyetleri arasında müslümanlığın Anadolu da yayılması söylenebilir. Zira Anadolu'da yaşayan ve henüz müslümanlığı
Mevlâna, Konyamızın âdeta simgesi haline gelmiştir. Mevlâna'yı Konyasız,