Semazen Akademik sayfalar hakkında düşünceleriniz?
İdare eder, Güzel, Daha güzel olabilir, Çok güzel, Çok Kötü
REKLAM ALANI
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Filiz Konca
Kendini Beğenen
08 Ağustos 2010 Pazar

Hz. Mevlana yolunu kaybedip gidenler konusunda mürşid kitap olan “Mesnevi” sinde şöyle bir hikaye anlatır: (cilt:1, beyit:3338 vd.)

 

Hz. Osman'dan önce Hakk'ın vahyini yazan bir katip vardı.

Allah'ın sevgilisi vahyi söyledikçe, o da onu kağıda yazardı.

Vahyin ışığı ona aksedince içi hikmetle doldu.

 

O hikmetin aynısını Peygamber de deyince o fodul sapıtıp dinden çıktı.

“Hak'tan nurunu alan Peygamberin sözü, şimdi benim içimde de peyda oldu” dedi.

 

Batıl düşüncesi Rasul'e aksetti. O dinden çıkmışa Hakk'ın kahrı geldi.

Hem katiplik unvanı, hem dini gitti. Haşa Rasul'e kin tuttu.

Hz. Peygamber, “Ey inatçı kafir! Görülen nurun ışığı kararmaz”

“Kalbin Allah vahyinin kaynağı olsaydı suyun böyle acı, bulanık ve kara olmazdı” dedi.

 

Etrafa mahcup olmamak kaygısıyla sakinleşip inat, kibir ve kin ağzını bağladı.

 

Bu yüzden kalbi yandığı halde tevbe nuru parlamadı.

Ah ediyordu ama ahın faydası yoktu. Hakk'ın kahrı onun vücudunu yok etmişti.

 

Cenabı Hak namusu yüz batman ağırlığında bir demir eylemiştir. Nice kişiler bununla bağlıdır, ama bağları görülmez.

 

Sapıklık yolunu öyle bağladı ki, ah etmeye bile kuvvet bulamadı.

Allah, “Şüphe yok ki biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişizdir, ta ki onların çenelerine kadar dayanmıştır” dedi.

 

Ki bu zincirler zahirde görünmez.

 

“Ve biz onların önlerinde, arkalarında bir set vücuda getirdik. Öylece onları sarıverdik. Artık onlar görmezler” buyurdu. Artık onlar önlerini ve arkalarını görmezler.

 

O sed sahranın rengindedir. Yardım görmeyen onun kader seddi olduğunu bilmez.

 

Mecaz, hakiki yola bir engeldir. Hilekar mürid de mürşide bir seddir.

Nice kafirde din sevdası vardır ama, şöyleydi böyleydi zannı onlara mani olur.

 

Gizli bağ, demirden fenadır. Demiri kılıç ve baltayla kesmek mümkün olur.

 

Demirden bağı kesmek kabildir ama, kimse gayba ait bağın çaresini bilmez.

 

Bir insanı arı soksa, zahmetsizce zehrin acısını gidermek mümkündür.

Vücudunda neşter yarası olsa, acısına katlanmak zordur. Bir hayli üzüntü verir.

 

İçimden bu bahsi açıklamak geliyor ama, ümitsizliğe düşersin diye korkuyorum.

 

Ümitsiz olma, gönlünü ferah tut. O rahmet ediciye feryat et.

Ey afvı seven Allah'ım! Bizleri bağışla. Rahmetinle aciz kullarını sevindir.

 

Hikmetin gönlüne aksetmesi, o hayduda da bir ışık verince kendinde bir varlık görüp dinini mahvetti.

 

Ey kardeş! Sendeki hikmet dervişlerin nurundan ödünç bir haldir.

Evin ortasında bir nur parıldadığını görür ama, onun komşudan geldiğini bilmez.

 

Mağrur olma; şükredici alçak gönüllü ol. Yani şeytan gibi kendini görme.

 

Ah ki, bu azamet ve kibrin karanlığı ümmeti ümmetlikten uzaklaştırır.

Her konakta kapılanacağı bir yer gözetmeyen kişinin kölesiyim.

Yolcunun evine varabilmesi için birçok menzili geçmesi lazımdır.

Demir ateşte kırmızı olursa da, şüphesiz onun bu rengi ateşten ariyettir.

 

Eve pencereden ışık girse o nur, pencereden değil güneştendir.

Her kapı ve duvar, “Ben aydınlığım, nurlu olan benim, başka bir ışığa ihtiyaç yok” der.

 

Onlara cihanı aydınlatan güneş, “Ben gidince doğru da, yalan da meydana çıkar.” der.

 

Sebzeler yeşerir, sevinir, güler ve boy pos gösterirler.

 

Hal diliyle güz mevsimi, “Ben geçince asıl o zaman haliniz görülür” der.

Vücud, güzelliğiyle nazlanır. Çünkü ruh, kemalinin sebeplerini gizlemiştir.

 

Ona der ki, “Ey kararsız! Sen nesin ki? Bir iki günlük hayatın benim sayemledir.”

 

“Kibrin ve nazın cihana sığmaz oldu. Hele ben bir ayrılayım da matemi sen gör.”

 

Yılan ve karıncalara gıda olman için ahbabların sana mezar kazarlar.”

 

“Sana aşık olup yalvaranlar pis kokundan sakınırlar”

 

....

 

Hz. Mevlana şöyle buyuruyor:

 

“Kendini beğenen, kimde bir kusur görse onun kalbini cehennem ateşi parlatır.”

 

“Kendisini iyi bir adam olarak gören, kendisine iblisi ve cinni güldürür.”

 

"Noksanını görüp anlayan kimse, kendisini kemale erdirmek için gayret eder.

 

Kendisinin kemalini iddia eden, Celal sahibi Hakk'a yakınlığa layık olamaz.

 

Kendinde bir olgunluk vehmeden halkın kınanmışı olur. Sende bundan başka kötü hal yoktur.

 

Senden bu kibri yok etmek için gönlünden ve gözünden çok kan akması gerek.”

 

“Sapıtmışlar murada ermez. Onlara ne dünyada ve ne de ahirette yer vardır.”

 

Hakikatin safasına ulaşabilme duasıyla...

 

 

Bu yazı toplam 2102 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI