Semazen Akademik sayfalar hakkında düşünceleriniz?
İdare eder, Güzel, Daha güzel olabilir, Çok güzel, Çok Kötü
REKLAM ALANI
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Filiz Konca
“Ben Batan Şeyleri Sevmem”
26 Şubat 2009 Perşembe

“Ben Batan Şeyleri Sevmem”

 

   Hz. Mevlana mürşid kitap olan “Mesnevi” sinde şöyle bir hikaye anlatır. (1.cilt,beyit 436 vd.)

 

   “Kuş havada uçarken gölgesi de yere aksedip kuş gibi yerde koşar. Ahmak kişi de o gölgeyi avlamak maksadıyla onun ardınca koşar durur.

 

  O, onun havadaki kuşun gölgesi olduğundan habersiz, yerdeki bir gölge. Asıl ise Hüma gibi uçmakta.

 

  Bilgisizlikten gölgeye ok atar. Okluğu boşalınca üzülür. Ömür tirkeşi boşalmış, hali harap. O, gölge avı yüzünden bitab kalmış.

 

  Bir kimsenin rehberi Hakk"ın gölgesi olursa Allah onu, hayal ve gölgeden kurtarır. Hakk"a gerçekten kul olan O"nun gölgesidir. O Allah (c.c.) ile diri, bu alemde ölüdür.

 

  Onun eteğini bir şüpheye düşmeden yakala ki, ahir zamanın afetinden kurtulursun. “Rabbin gölgeyi nasıl uzatmıştır” ayetinden velileri tanı. Onlar Hak yolunun ışığı oldular. O vadiye dostsuz delilsiz gitme. İbrahim gibi “Ben batan şeyleri sevmem” de.”

 

Ehlullah tefsirde der:

 

“...Bütün mükevvenatta (yaratılmışlar) olup biten hadiselerin asıl failini göremeyerek bunların muayyen kanunlar ve sebepler altında kendiliğinden vukua geldiğine hükmediyoruz. Halbuki yapan O"dur. Sonra Mevlana insanın bu gafletini şöyle izah ediyor. Bu gafiller yukarıda uçan kuşun toprağa vuran aksini kuşun kendisi sanırlar da gölgeyi avlayacağız diye takatsiz kalıyorlar. Yani bütün alem bir gölgeden ibaret olup eşyanın da hakikati vücudu yoktur. Ancak, Allah ile mevcutturlar. Bu böyle iken biz bu gölgeyi vucudun kendisi zannederek hayat boyunca didinip uğraşmaktayız...”

 

“Şarihler diyorlar ki: Bu misalde beyan edilen kuşdan maksad; Allah"ın esması ve sıfatıdır. Gölge ise onların mezahiri bulunan eşyadır. Kuşu bırakıp gölgeyi tutmaya çalışanlar; zahire değil, mazhara ehemmiyet verenlerdir. Gölge avcısının koşması neticesi, nasıl cisminde yorgunluk ve tirkişide boşluktan ibaret kalırsa, mazhara tapanların, yani dünyaya gönül bağlayanların encamı da öyle bir mahrumiyete müncer olur.

 

Zahir ve mazhar nedir? Cenab-ı Hakk"ın bitmez tükenmez, sayılara gelmez isimleri ve sıfatları vardır. Bunlardan 99 tanesi (Esma-i Hüsna) diye mazbut ve meşhurdur.

 

Esma-i İlahiyyeden herbirinin, tesir göstermesi zaruri olan yerler vardır. Bir ismin tesir gösterdiği yerlere ve şeylere (Mazhar) derler. Mazharda tesiri görülen Esma-i İlahiyyeye de (Zahir) tabir ederler. Mesela; Cenab-ı Hakk"ın (Halık) ve (Razık) isimleri vardır. Onlarla mahlukatı yaratır ve rızıklandırır. Şu halde, mahlukat üzerinde tesiri görülen o isimler (Zahir) dir, mahluk ve merzuk olanlar da onların mazharıdır...

 

Bir hadis-i şerifde, mealen:

 

“Sultan, yeryüzünde Allah"ın vekil-i adaletidir. Her zulüm gören, ona iltica eder.” buyurulmuştur.

 

Burada mevzu"bahs olan, bilinen hükümdar değildir, manevi sultan olan insan-ı kamil ve mükemmildir ki, yeryüzünde Hakk"ın halifesidir. Olanca irade ve arzusunu, ilahi rıza"ya karşı yok eylemiş ve Allah"ın bahsettiği İlahi diriliğe nail olmuştur. İşte bu zat-ı şerif, bir kimsenin mürebbisi ve mürşidi olursa, o kimse, gölge peşinde koşup yorulmadan kurtulur.

 

“Bu aleme nisbetle ölüdür” terkibine gelince, şu hadis-i şerif meali onu tarif eder:

 

“Yeryüzünde gezer ölü görmek isteyen Ebubekr"e baksın.”

 

Sıddık-i A"zam (Radiyallahü anh) Hazretleri, olanca iradesini irade-i İlahiyyede ifna (yok etme) eylemiş olduğu için, (Meyyit-i seyyar) haline gelmiş ve Resulullah"ın o iltifatına mazhar olmuştu...

 

(Cenab-ı Hakk"ın gerçek kulu, Hakk"ın manevi gölgesidir. O bu aleme ait bütün irade ve isteklerini terk etmiş, bu alemde ölmüş, fakat mana aleminde dirilmiştir. Fırsatı kaçırmadan ve tereddüde düşmeden, bu alemden ölmüş, kendini tamamıyle Hakk"a teslim etmiş olan kamil insanın eteğinden tut ki, ahir zamanın, şu bozulmuş dünyanın fitnelerinden kurtulasın. “Allah gölgeyi nasıl uzattı” ayeti evliyaya bir nakştır. Yolu gösteren bir işarettir. Çünkü evliya, veli, Allah güneşinin nuruna delildir, kılavuzdur.)

 

Sure-i Furkan (45,46): “(Habibim;) Rabbi (nin sun"una ve kudreti) ne bakmadın mı? Gölgeyi nasıl uzatmıştır. İsteseydi onu sakin kılardı. Sonra Güneşi, o gölgeye delil ittihaz ettik. Daha sonra da onu, (uzanan o gölgeyi) azar, azar kendimize çektik.”  ayetine işaret vardır.

 

Ve Hz. Mevlana şu önemli uyarıda bulunuyor:

 

“Bu vadide, bir kılavuz olmadıkça yola çıkma. Halil İbrahim (a.s.) gibi “Batanları sevmem” de.”

 

 

 

Filiz Konca

 

Bu yazı toplam 3086 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI