Semazen Akademik sayfalar hakkında düşünceleriniz?
İdare eder, Güzel, Daha güzel olabilir, Çok güzel, Çok Kötü
REKLAM ALANI
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
M. Sait Karaçorlu
HİLE
11 Aralık 2008 Perşembe

HİLENİN KÖKENİ

 

Aldatılmak, tuzağa düşürülmek, yanıltılmak insanoğlunun başlangıcında başını yakmıştı. İlk aldanış, [Yasaklanan ağaca yaklaşın, ondan yerseniz ebediyen burada kalırsınız] sözünü gerçek zannetmekle başladı. Bu hilenin tutması için bir çok mizansen de gerekliydi. Doğrudan söylenmiş bir sözün hile olduğu daha kolay anlaşılabilirdi. Önce yaklaşmak için kılık değiştirme, sonra kandırılması kolay olanı hedef seçiş, daha sonra onun etkisine açık olanın tuzağa düşürülmesi.

 

Hilenin şekli değişti, ama o günden bugüne hile değişmedi. Tekrarlanan bir aldatılış hikayesi yaşandı durdu. Hileci sonsuz sayıda kılığa girebiliyor, kandırdığı herkesi ve her şeyi araç olarak kullanabiliyor, doğrudan değil dolaylı yollarla ne yapıp ne edip amacına ulaşıyordu.

 

(MU BE MU VÜ ZERRE ZERRE MEKR-İ NEFS)

Sahabe, nefsin hilesini zerre, zerre çözmüştü

 

(Mİ ŞİNASİDEND ÇÜN GÜL EZ KEREFS)

Gül ile kerevizi ayırt edebildiği gibi (neyin hile olduğunu, neyin olmadığını anında) anlayabiliyordu.

 

Çünkü onların Allah'ın resulüne (S.A.V.) sordukları soruların büyük bir kısmı bu konudaydı. Ondan aldıkları bilgilerle aldanışlarının kapısı kapanmıştı. Hep onu sorarlar, hep aldıkları cevaplarla hayran onu dinlerlerdi.

 

(BEHR-İ İN BA'ZI SAHABE EZ RESUL)

Bu yüzden sahabenin bazısı

(MÜLTEMİS BUDEND MEKR-İ NEFS-İ GUL)

Allah'ın resulünden (S.A.V.) (korkutucu bir hayalet gibi olan) Gulyabani nefsin hilesini anlatmasını isterdi.

 

İki müthiş hileci. Biri diğerinden daha şiddetli. İnsanı kuşatmış, her an ve saniye burnunun dibinde bir hata yapmaya zorlamaktadır. Aralıksız güzeli çirkin çirkini güzel, zararlıyı faydalı, faydalıyı zararlı göstermektedir. Bunların ikisi de işbirliği hâlindedir. Tek farkları görev bölümü ve tanımı yapmış olmalarındadır. Şeytan, manevî alanlarda etkilidir. Nefis maddî şeylerin uzmanıdır. Nefis, tat ve lezzetlerin, zevk ve şehvetin yol göstericisidir. Söylediği her şey bir dosttan geliyormuşçasına etkilidir. İnsanı elinden tutup en derin en karanlık uçurumların kenarına götürür. Orada kendi başına bırakıverir.

 

 

HİLEDEN KURTULMUŞ BİR ZÜMRE YOKTUR

 

(DEMBEDEM PA BESTE-İ DAM-I NEVİM)

Her dem, her dakika her birimiz  ayağımızdan bir tuzağa yakalanmışız

 

(HER YEKİ GER BAZ Ü SİMÜRĞİ ŞEVİM)

Her birimiz şahin gibi Anka gibi akıl ve güç simgesi olsak bile

 

Hileden kurtulmuş emin olabilecek bir zümre yoktur. İster avamdan ister havastan olsun herkes, hileye düşeceğini bilmeli ona göre tetikte durmalıdır. Kimse aklına, gücüne güvenip de kibre ve inada düşmesin. Akıllı olmak, havastan olmak diğerlerine göre daha güvenlik sağlayabilir. Hileye karşı daha duyarlı daha uyanık durmak için akıl önemli bir kazanımdır. Akılsızların hileye teslim ve esir olmaları diğerlerine kıyasla daha kolaydır. 

 

 Ancak burada bahsedilen akıl Allah'ın emirlerine bağlanan akıldır. Yoksa zeki ve kurnaz görünen ve fakat canının her istediğini yapma alışkanlığına düşmüş olanlar akılsızların en alt derecesinde bulunanlardandır.

 

 

AMBARI DOLDURMAK MI FAREYİ KOVMAK MI  ?

 

(Mİ NEYENDİŞİM MA AHİR BE HUŞ )

Sonuç olarak aklımız şunu asla düşünmez

 

(KİN HALEL DER GENDU MEST EZ MEKR-İ MÛŞ)

Buğdayın başına gelen kötülük farenin hilesindendir.

 

İbadetlerden elde edilmesi beklenen zevk ve irfanı bulamayız. Bir taraftan ambara buğday taşımaya devam ederiz. Bir taraftan elde avuçta bir şey olmadığını görür ümitsizliğe kapılırız. Bu kadar ibadet ve taatten sonra kâlbime bir şeyler doğmalıydı diye bekleriz.

 

Burada ciddi bir hile dönmektedir. Ambara taşınan buğdaya fare dadanmıştır. Nefis ve şeytan kurduğu tuzaklarla, düzenlediği hileler ile ibadetten gelecek zevk ve irfanı çalmaktadır.

 

(MUŞ TA ENBAR-I MA HUFRE ZEDEST)

Fare ambarda delik açtığında

 

(EZ FENEŞ ENBAR-I MA VİRAN GÜDEST)

Ambarımız onun hilesi ile viran olmuştur.

 

Şeytan ve nefis öylesine hile düzenler tuzak kurar ki, kâlbimize öyle vesveseler, hayaller doldurur ki, ibadetlerle doldurduğumuz manevî zevk ve irfan ambarımız boşalır. Viran olur. Şahsımız düştüğü hayallerin, hakikatten uzak düşünce ve fikirlerin elinde perişan olur.

 

(EVVEL EY CAN DEF-İ ŞERR-İ MÜŞ KÜN)

Ey can evvel emirde fareyi kovala ambarın civarından

 

(VANGEH ENDER CEM-İ GENDÜM KÜŞ KÜN)

Sonra buğday biriktirmeye çalış.

 

Hilenin varlığını, her an tehdit ve tehlike altında bulunduğunu unutursan, “namazım niyazım imanım ihlasım var işim bitti artık” diye düşünürsen ambarı fareye teslim etmiş olursun. Hile seni tuzağa düşürmüş demektir.

 

M. Sait Karaçorlu

 

 

 

Bu yazı toplam 4292 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI