Hz. Mevlana’nın Okuduğu Kitaplar Ve Etkilendiği Şahsiyetler

Mevlâna eserlerinde, okuduğu ve faydalandığı bazı kitaplardan ve etkilendiği şahsiyetlerden bahsetmektedir. Ancak, onun okuduğu kitaplar, kendisini etkileyen şahsiyetler bunlardan ibaret değildir. Okuduğu kitapları eserlerinden tespit etmek mümkündür.

Eserlerindeki bazı hususların, kendinden önce yazılmış kitaplarda da mevcut olması okuduğu kitaplar konusunda bize ışık tutmaktadır.

Mevlâna, kendi zamanında ve kendinden önce telif edilen sayısız eseri okumuş ve onlardan yararlanmıştır.

Mevlâna'nın yaşadığı zaman ve mekânlar çok önemlidir. Bu mekânlarda yaşayan âlimler ilim ve düşünce tarihi bakımından zirve şahsiyetlerdir. Mevlâna'nın ailesinin ve yakın çevresinin ilmi seviyesinin üstünlüğü, ayrıca kendisinin üstün zekâ ve kabiliyetlerini de bunlara ekleyince neden onun düşünce dünyasının bilinen, hatta bilinenin de ötesinde bir seviyede olduğu daha iyi anlaşıla- caktır. Hz. Peygamber tarafından rüya âleminde verilen “Sultanü'l-ulema ” lakabı ile meşhur bir babanın evladı olmak Mevlâna için bir ayrıcalıktır.

O bütün ayrıcalıkları iyi değerlendirmiş, asırlardır dünyanın birçok yerinde, dil, din, ırk, meslek, meşrep farkı gözetmeden uyuyan gönülleri uyandırarak mesajlarıyla ufkumuzu açmış, gönüllerimizi aydınlatmıştır.

Mevlâna'nın ufkunun genişliği, düşüncesinin yüceliği, ifadesinin sadeliği ve insanî değerlere sahip olması yönüyle dünyanın dâhileri arasında yerini almasına vesile olmuştur. Böyle bir şahsiyetin ve onun eserlerinin elbette ki kaynakları da o denli zengin ve güçlü olmak zorundadır. O'nun okuduğu eserlerden, etkilendiği kaynaklar- dan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

Kur'an-ı Kerim, Hadis-i Şerifler:

Mevlâna'ya ve eserlerine ruh veren, düşünce dünyasını şekillendiren en önemli kaynak Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerdir. Hz. Peygamber (SAV)'e sonsuz bir sevgiyle bağlı olan Mevlânâ'nın Mesnevîsinde, her beyitte bir âyetin veya hadisin işaretine rastlamak mümkündür. Hatta Mesnevî- ye; Kur'ân'ın hikâyelerle anlatılmasıdır, diyenlerde olmuş ve Mesnevîye bu nedenle "Magz-ı Kur'ân" (Kur'ân'ın özü) ismini vermişlerdir. Gerçektende Mesnevî Kur'ân ve Hadisten sonra hakkında en çok şerh yazılan kitaptır diyebiliriz.
Mevlâna'nın eserlerinde ve düşünce dünyasın- da en önemli referans Kur'an ve sünnettir.

Eserlerinde Kur'an Ayetlerini kullanışına bakıldığında bir çok tefsir yöntemini kullandığını görebiliriz Bu durum bize Onun ilham kaynağının Kur'an ve hadisler olduğunu açıkça göstermektedir. Mevlâna'nın eserlerinde hemen her yerde Kur'an kıssaları geçer. Birçok beytinde ayetlerden lafzi ve manevi iktibaslar vardır.

Peygamberlerin mücadeleleri, ahlaki güzellik- lerini kendine örnek alan Mevlâna eserlerinde bu fazilet ve meziyet yollarını öğretmeye gayret etmiştir.

Bahâeddîn Veled (ö. 628/1231)  Maârif ve Diğer Eserleri

Mevlanâ'nın babası olan Bahâeddin Veled, Belh'in yerlilerinden idi. Ulemâ kisvesi giyen, fetvâ veren, ders halkaları ve vaaz meclisleri kuran ve aynı zamanda da sûfîdir. Tasavvuf anlayışında riyâzet ve mücahede vardır. İslân'ın zâhirini korumada son derece titiz davranmış, sünnete riayet esaslı bir ahlakî tavır sergileyerek daima verâ ve takvâyı gözetmiştir.

Mevlâna'yı küçük yaştan itibaren olgunluk çağına kadar okutan, eğiten, terbiye eden babasının, Mevlâna'nın düşünce dünyasının oluşmasında büyük bir etkisi olmuştur.

Babası öldükten sonra Maârif'i Mevlâna,'nın sabahlara kadar okuduğunu ve elinden hiç düşürmediğini Eflaki şöyle anlatır: “Gerâ Hatun (Mevlâna'nın eşi) demiştir ki bizim evde, adam boyunda bir şamdan vardı. Mevlâna akşamdan şafak sökünceye kadar ayakta durarak o şamdanın ışığında babası Bahâeddîn Velet'in Maarif'ini mütalaa ederdi”.

Mevlâna'nın babası, Necmeddin Kübra'nın halifelerindendi. O da Ahmet Yesevi'nin son yıllarına yetişmiş ve ondan istifade etmiştir. Dolayısıyla Mevlâna'nın Necmeddin Kübra'dan ve Ahmet Yeseviden de faydalandığını ve etkilendiği- ni söylemek mümkündür.

Bahâeddîn Veled'in Maarif'i; Mevlâna'nın eserlerine ve fikirlerine büyük tesir yapmıştır. Buradaki konular Mevlanâ'nın düşünce dünyasını derinden etkilediği gibi, Mesnevî'sinde ve gazellerinde Maarifteki bazı hikaye ve ifadelere de aynen yer vermiştir.

Bu sebepledir ki; Mevlâna'yı ve Mesnevî'yi anlamanın yolunun Maarif'i okumadan geçtiğini dillendiren alimlerin sayısı az değildir.

Burhaneddin Muhakkik-i Tirmizi (ö. 638/1240) ve Eseri Maarif:

Bahâeddîn Veled, Belh'de iken Seyyid Burhaneddin O'nun müritleri arasına girmiş, Mevlâna daha çocukken onun terbiyesini üzerine almıştır.

Sultânü'l-Ulemâ'nın Hakk'a vuslatından yaklaşık bir yıl sonra Konya'ya gelen Seyyid Burhaneddin, Mevlâna'nın hocası ve aynı zamanda ilk şeyhidir. Horasan diyârında Seyyid-i Sırdân (kalplerdeki sırları bilen) lakabıyla tanınmıştır. Mevlâna, Muhakkık-i Tirmizî'den dokuz yıl eğitim görmüş, Kayseri'ye göçünceye kadar (638/1240) onunla birlikte olmuştur.

Seyyid Burhâneddin'in, Bahaddin Veled'in ölümünden sonra Konya'ya geldi. Bu sayede Mevlânâ, manevi yalnızlıktan kurtulmuş oldu. Seyyid Burhaneddin, Mevlana'ya bilgisini kuvvetlendirmesi için Halep ve Şam'a gitmesini tavsiye etti. Mevlâna da bu tavsiyeye uyarak Halep'e gitti. Seyyid Burhaneddin de bu arada Kayseri'ye gitti. Mevlâna Halep'te iki sene kadar o devrin en meşhur medresesi olan Halaviyye medresesinde kaldı. Ve oranın en tanınmış alimi Kemaleddin İbnü'I-Adim (ö.660/1262)'den fıkıh tahsil etti.

Mevlânâ, Şam 'da bulunduğu sıralarda tahsilini daha çok derinleştirerek Konya'ya döndü.

Şeyh, durumdan memnundu. Mevlânâ'yı çok değişmiş buldu. Bilgisi, olgunluğu, açık bir şekilde dikkati çekiyordu. O gerçekten mürşitlik, vazifesi- ni yapmış, şeyhinin oğlunu, ilmin, imânın yolunda kemale sevk etmişti. Şimdi artık onunla şahsen meşgul oluyor, onu telkinleri ile görüşleri ile daha mükemmel bir hale getirmeğe gayret sarf ediyor- du. Seyyid Mevlânâ'yı yetiştirmek için çok uğraştı. Ona babası Sultânü'l-ulema'nın Maarif adlı eserini tekrar tekrar okuttu. Daha sonra Kayseri'ye döndü. Seyyid Burhaneddin 638/1240 senesinde Kayseri'de vefat etti.

Mevlâna şeyhinin ölüm haberini alınca, Kayseri'ye hareket ettitti. Kayseri'ye gelir gelmez, Seyyid'in mezarı başına giderek orada saatlerce niyazda bulunmuştu. Sahib Şemseddin, Mevlana- ya, şeyhinin kitaplarını teslim etti. Mevlâna hocasının kitapları ile birlikte üzgün, içi yaralı olarak Konya'ya döndü. Bu kitaplar arasında Seyyid'in Makalat adlı meşhur eseri de vardı.

Mesnevî'de ismi geçen bu zatın eseri olan ve Sülemî'nin tasavvufi tefsirinden büyük ölçüde iktibas ettiği Muhammed ve Fetih surelerinin tefsirini de kapsayan Maarif, Mevlâna'nın etkisinde kaldığı önemli eserlerdendir.

Mesnevî ile bu eserin arasındaki bazı benzerliklerden bahseden Gölpınarlı şöyle demektedir. “Hasılı, Maarif'te geçen bahisleri, Tebrizli Şemseddin'in Makâlât'ında, Mevlâna'nın Mesnevî ve Fî hî mâ fîh'inde, Sultan Veled'in İstidânâme'sinde ve ilk Mevlevî kaynaklarında bulmaktayız ve bu suretle Mevlevilikle ilgili eserlerin birbirlerini izah ve şerh eden bir bütün olduğunu görmekteyiz.”

Mevlâna ve oğlu Sultan Veled, Seyyid Burhaneddin'den pek çok nakilde bulunmuşlardır ve onu daima ta'zimle yad etmişlerdir:

Şems-i Tebrizi (ö. 645/1247)

Mevlâna'nın hayatında, gönül dünyasının şekillenmesinde Şems-i Tebrizî'nin ayrı bir yeri vardır. Bu konuda çok şeyler anlatılmış ve yazılmıştır.

Makalât kitabı, Şemseddin-i Tebrizî'nin bazı meclislerdeki sohbetleri sırasında, Mevlânâ ile konuşurken aralarında geçen bahislerden, müritler ve inkarcılar tarafından sorulan sorulara verdiği cevaplardan derlenmiş bir eserdir. Mevlânâ'nın özel yaşantısını, onun hayat hikayesi- ni kapsayan bir çok gizli noktaları da gün ışığına çıkarmaktadır.

Mevlânâ'nın, Şemseddin Tebrizî ile nasıl buluştuğunu anlatan ve o buluşmanın efsaneleş- miş yönlerini, iyi bilinemeyen taraflarını aydınlat- mak gayreti gösteren birçok eski ve yeni menakıp yazarları, bu hikâyeleri ancak romantik bir kılıkta uzun uzadıya nakletmeye özenmişlerdir. İşte Makalât kitabı bu gizli kalmış konular üzerindeki perdeyi kaldırdığı gibi, Mevlâna'nın, Şems'e nasıl kapıldığına da bir dereceye kadar ışık tutmakta ve açıklık getirmektedir. Kitap, herkesçe bilinen halin aksine Şemseddin-i Tebrizî'nin çok keskin görüşlü bir bilgin ve bir hakikat âşığı, mürşitlik mertebesi- ne ermiş, arif bir yol gösterici olduğunu öğretmek- tedir. İşte sadece bu nokta bile eserin önemini belirtmeye yeter.

Kitabın tarihî değerinden başka ayrıca, Şems'le görüşmesinden sonra Mevlâna'da yeni bir hayatın başladığını gösteren açık işaretler vardır. Şems'in getirdiği yeni fikirler, prensipler ve öğretim sistemi konusunda araştırma yapmak isteyenler, aradıklarını Makalât kitabında bulacaklardır. Çünkü Makalât ile Mesnevî arasında kuvvetli bir bağlantı vardır. Mevlânâ, Mesnevî'de geçen birçok fıkra, hikâye ve nükteleri Makalât'tan almıştır.

Mesnevî'de ve bilhassa Divan-ı Kebir'de Şemsi Tebrizi ismi bolca anılmıştır. Hatta “Şems” burada Mevlâna'ya mahlas olmuştur. Mevlâna birçok ilahi sırları ve manevi bilgileri ondan almıştır.Bazılarına göre Mevlâna'nın ve Mevleviliğin özünün ve esasının Şems'in eseri olan Makalat'ta bulunduğu belirtilmektedir. Mevâna uzmanları Mesnevî ve Divan-ı Kebir'deki bazı hikayelerin, bahislerin, mazmunların, temsiller ve telmihlerin aynen bu kitaptan alındığını ifade etmekte ve bazı örnekler vermektedirler ve Mesnevînin son ve yarım kalan hikayesi olan üç şehzade ile ilgili hikaye ve devamının Makalatta da var olduğunu söylemek- tedirler.

Gazneli Şair Hakim Senâi (Ö.525/1131) ve Eserleri:

Hakim Senaî Gazne'de doğmuştur. Mevlâna, bizzat kendisi, Hakim Senai'nin izinden gidenlerden biri olduğunu ve onun fikirlerini savunduğunu söylemektedir. “Attâr baş idi, Senai onun iki gözü, biz ise Senai ve Attarın izinden yürüdük” demektedir.

Hakim Senai, İmam-ı Gazali'nin de şeyhi olan Ebu Ebu Yusuf Hamedani'nin müridi idi. Senai arif, âbid ve şair bir zattı. Mevlâna onun eserlerini bilhassa Hadîkatü'l-Hakika isimli kitabını çok sever ve okurdu. İlahîname olarak da bilinen bu eseri hakikatlerden ve hikmetlerden bahseden otuz bin beyitten fazla bir divandır. Mesnevîde bu divan tarzındadır ve onun etkisinde kalmıştır.

“ Hakîm-i Gaznevî'nin şu nasihatini dinle de eski vücudunda bir yenilik bul:
Dudunun ölümünün mânası niyazdı. Sen de niyaz ve yoksullukta kendini ölü yap!”

Ferîdüddîn Attâr  (513/1119-627/1235) ve Eserleri:

Aslen İranlı ünlü bir şair olan Atar, Nişabur"da doğmuştur. Mevlâna, Attar'ın da talebesi sayılmaktadır. Mevlâna babası ile birlikte Belh'ten göç ederken kafile Attar'ın bulunduğu Nişabur'a uğramış, Attar, Bahâeddîn Veled'i karşılamış, ona saygı ve sevgi göstermiştir. Mevlâna'daki kabiliyeti fark etmiş, ona iltifatlarda bulunmuş ve Esrârname isimli kitabını ona hediye etmiştir. Esrarname, İlahiname, Müsibetname, Mantıku't-tayr, Feridüddin Attar'ın diğer kitaplarının isimleridir.

Mevlâna Esrar name ile babasının Maarif'ini çok sever, devamlı okur ve elinden düşürmezdi. Mevlâna Attar'ın bu eserinden başka diğer eserlerini de okumuş, onlardan eserlerinde iktibaslarda bulunmuştur. Mesela Mesnevîdeki “helû” adlı doymak bilmeyen öküzün hikâyesi de İlâhi name'de mevcuttur. Ayrıca Mesnevî'de de Attar'a ait pek çok alıntılar bulunmaktadır:

İmam-ı Gazâlî (ö.505/1111) ve Eserleri:

Asıl adı Ebû Hâmid Muhammad ibn Muhammad el-Gazâlî'dir. Künyesi Ebu Hâmid, lakabı Huccet-ül-İslam ve Zeyneddin'dir. Gazali mahlası ile meşhurdur.

Mevlâna'nın düşünce dünyasının oluşmasında etkili olan şahsiyet ve kaynaklardan biride İmam-ı Gazali ve onun eserleridir. Mevlâna bilhassa; Kimya-yı Saadet, İhyaü Ulumi'd-din, isimli eserini okumuş ve eserlerinde ondan iktibaslarda bulunmaktadır.

Mevlâna'nın gördüğü, okuduğu ve faydalandı ğı eserler elbette ki bunlardan ibaret değildir. Üç yüz deve yükü kitap ile Belh'den göç eden bir âlimin ilme çok meraklı bir çocuğu olup da binlerce kitapla haşir neşir olmamak zaten mümkün değildir.

Sonuç olarak; Mevlâna, eserlerinin meydana gelmesinde, düşünce sisteminin şekillenmesinde Kur'an'ı Kerim ve Hadis-i şerifler başta olmak üzere aynı zamanda diğer kutsal kitaplardan da faydalanmıştır. Hakim Senâi'den, Feridüddin Atar'dan, Konevî'den İbn-i Arâbî'den Gazâlî'den ve eserlerinden etkilenmiş ve ilham almıştır. Zamanının felsefecilerini ve eserlerini; Çin, Hint, İran, Yunan başta olmak üzere yakından takip etmiş, Yunan ve Roma edebiyatına da bigane kalmamıştır. Atasözlerinden, halk hikâyelerinden azami derecede istifade etmiştir. Ayrıca dünya klasiklerinden faydalanmayı da ihmal etmemiştir. Zamanının bilim ve kültürüne tamamen vakıf olmuştur. Babası, hocaları ve çevresinden ileri derecede faydalanmış, öğrendiklerini keskin zekâsı, bitmeyen azmi ve gayretiyle sentez ederek kendine has hikaye ve temsil üslubuyla tasavvufi hakikatleri ve İslami gerçekleri daha kolay, daha yalın bir şekilde aktardığını görmekteyiz.

 

Yazar: Bekir Şahin
http://akademik.semazen.net/ sitesinden 17.08.2017 tarihinde yazdırılmıştır.